HATA

En güzel yaşlarını hatırla, ilk aşkını sonraki aşkını veya aşklarını. Yaşadığın güzel anıların ve yaşayamadıkların. Her şey bulutları pembe gördüğünde güzeldi ve her şeyin pişmanlığı bulutlar grileştiğinde başladı. O çok sevdiklerin için yaptığın fedakarlıklarını hatırla ve düşün hangisine değerdi? Hangisi gerçekten seni sen yaptı da kendinden ödün vermene değdi. Hatalarımı seviyorum diye kendini teselli ettiğini duyar gibiyim. Aynı hataları o çok sevdiklerin için tekrarlayacağını da biliyorum. Sadece sorguluyorum artık belki de sorgulamanın olgunluğuna eriştim de aynı hataya tekrar düşmeme olgunluğuna erişemedim. Çok istediğimiz şeyler neden hep böyle ağır bedeller istiyor. Hiç mi dümdüz bir hayat, dümdüz aşklar dümdüz hayatlar kalmadı? Şöyle olursa olur, böyle olursa eğer kaybedersin. Aman ha dikkat et yoksa! 

Şart, kural olmadan nasıl sevilir nasıl değer verilir nasıl bir şeyler yoluna koyulur bilmiyorum. Aslında ben biliyorum da onlar! Her şey bu kadar zorken en saf duygularla yaklaştığımız insanlar neden şeytanla iş birliği yapmış birer hokkabaz bilmiyorum. O kadar çok bilmediğin şeyler var ki.. Ve o kadar eminsin ki aslında ne kadar anlatsan da anlamayacaklarını. Gençliğin demiştim, o gençliğinde yaptığın hatalardan biriydi belki de insanların seni anlayacaklarını sanmak ve onlarla gerçekten anlaşabileceğini düşünmek. İlk hatanı hatırla tekrar ve kabul etmesen de o hataya defalarca düştüğünü.. Neyi sevdik bu kadar? Gerçekten hata yapmayı mı yoksa hataları yaptığımız şeylerin sonucundaki insanları mı? Keşke hata yapmayı sevsek de bunun pişmanlığına düşmek gibi bir şey olmasa. Çünkü hataların insanları çok kötü.. Yaşadığın her şey seni olgunlaştırır. Bu, ya iyi yönde ya kötü yöndedir ama olgunlaştırır. Böyle bir söz var insanların kendini teselli etmesi için he bir de yine olsa yine yaparım. Şişirilmiş cümlelerle bastırılan pişmanlıklar. Yine olsa yine yapmayacağın şeylerin zamanı geri getiremeyeceğin halidir yine olsa yine yaparımların. İlk hayalkırıklığının sana kattığı şeylerin bir önemi yok çünkü bir sonrakiler acılarını büyüttü ve gülüşlerinde ki o burukluğu suratında baki kıldı. Aslında bir çok şeyin önemi yok benden başka ve senden.. Geçmişin yaralarını kapatacak bir yarabandı da! Şunu sakın unutma benliğim, hataların senin ama sen o hataların değilsin. Başkaları için yaptığın hatalar hataların olamaz. Belki pişmanlıkların olur fakat senin asla! Umarım bir gün unutursun, girdiğin bir hayatta veya gittiğin bir yerde! 

Reklamlar

‘’O’’

Hangi şehrin kalabalığında olduğunun bazen önemi olmuyor eğer yalnızlıklar içerisindeysen. Binlerce insanın su gibi aktığı caddelerde bir kendini bilmezin omuzuna çarpıp geçmesi senin için çoğu zaman bir şey ifade etmiyor. Biliyorum, çünkü benim için de etmiyor. Başını alıp bir sahile gittiğinde bazen gerçekten boş boş bakıp ne düşünmen gerektiğini bile bilmediğin anların var. Biliyorum, çünkü sen benim aslında. Benzer kaderlerin aynı zaman diliminde bir avuç su içerisinde nefes almaya çalışan bir avuç balıklarıyız.

Neler oluyor hayatta? Nereye gideceksin şimdi düşünsene kim var etrafında hangi ses sana ait. Kim kulaklığındaki müziğin kadar sana yakın ve kimin sesi seni sen yapıyor?

‘’O’’ dediğinde aklına ilk gelen kişi. Çok özledin, çok sevdin çok çok.. her şeyi böyle çoklara sığdırmışken an itibarinde hiç kalmak çok saçma değil mi? Çokluktan hiçliğe uzanışın sebebi neydi!

Bir fincan kahvenin telvelerinde gördün bazen umudu. Hep sana uzun yollar var dediklerinden belki bu uzun yollara düşüşün. Aradığımı bulmak için değil, kaybettiklerini bulamamak içindi belki de.. ne kadar uzaksa yolların o kadar uzak kalırsın düşüncelerinden o kadar unutursun her şeyi dedin belki de!

Unuttun şehir şehir giderken içinde taşıdıklarını. Yanına bir çanta almayı bile yük olarak görürken koca koca insanları taşıyıp yük ettin içinde! Uzaklaşmak yükünü daha da ağırlaştırdı belki de. Yine de sevdin uzakları çünkü bazı insanların yükünü bile taşımak istersin, yokluğuna rağmen. Taşıdığın yüklerin senin kamburuna sebep olacaklarını göz ardı ederek. Bilerek ve isteyerek..

Uzaklar.. aslında çok yakınlar. Aslında sen her şeye herkese yakınsın da o uzaklar sana yakın değil belki de. Belki her şey herkes yakın da ‘’o’’ değil.

O dediğinde aklına gelen sana gelmeyecek olandır. Uzakları yakın görmenin anlamı, bütün bunların anlamsızlığındandır. Kendine onsuz bak!

Kendime Not;

Sığınaklara ey masum duygular!

Sizi alt üst etmek isteyen kişilerle büyük bir savaşa çıkacaksın. Unutma ne kadar dik durursan o kadar kazanacak ne kadar kaçarsan o kadar kovalanacaksın.

Sana kaçıp kovalanmanın meziyet olduğunu anlatacak insanların olacak ve sen on kişiyle konuşup yine de ne yapacağını bilemeyeceksin.

Bu savaş soğuk, bu savaş karlı ve ayakların buz tutacak’ içini cayır cayır yakıp acıtan ateş ısıtmayacak ellerini midende bir boşluk, inceden bir kimsesizlik kimseler içerisinde

Herkes yanındayken anlayacaksın asıl yalnızlığı, ellerinin kan topladığını göreceksin duvarları yumruklamaktan fakat bir tuğla bile eskimeyecek

ses tellerin mi? Eskisi kadar gür fakat bir o kadar kısık olacak içten içe..

Sen bileceksin ses tellerine kadar uzanan çaresizliğini ve sen bilmeyeceksin yine ne yapacağını.

Kafanda dönen yüz şeyden bir tanesi gerçek olmayacak iyiye dair biliyorsun. Koştuğun bir hayalin peşinde yıprandıkça anlayacaksın herkesin hiçbir şey olduğunu ve en çok değer vermen gereken kendine bir yabancı gibi davrandığını.. Sev onu!

En çok kendinin ihtiyacı var sana, en çok başkasına ihtiyaç duyduğunu sanırken kendinden kaybettiklerini görmedin sen! Zaman geçti ben gördüm..

Getiremedim onları geri tutamadım ellerinden. Beceremedim gitmek isteyene daha ilk seferinden güle güle demeyi yamalar yaptım bütün dikişleri patlattım üstüne tekrar dikiş diktim de anlayamadım.

Anlayamadın ey kendim, kendime ihtiyaç duyduğum zamanlarda kendin olman gerektiğini bilemedin. Başkası için yaşadın başkasını yaşattın yine sen eksik kaldın.

Tanış artık kendinle

Bu sefer bir şans daha

Bu sefer kendine bir şans

Son defa!

DÜŞÜMDE SEVDİM SENİ

Tanksız tüfeksiz darbe nasıl yapılır senden öğrendim. Bir insan bir gece de kan dökmeden nasıl öldürülür senden öğrendim..

Bir kalp günlük güneşlik baharı yaşarken, nasıl bir gece de en soğuk kışı yaşar yine senden öğrendim.

Bir gece de nasıl hayaller geleceği görmeden gelecekten yoksun bırakılır. Verilen sözler nasıl hiçe sayılır. İnsandan bu kadar göz yaşı akar senden öğrendim. Çok şey öğrettin bana, hüzne dair kedere dair. Her şeyi sen öğrettin.

Günlerden darbe.. sen tarafından yerle bir edilmek istendim. Başarılı da oldu. Kalbimin odalarında o gece askerler isyan çıkarttı, büyük bir çarpıntı ile izleyici olarak yetindim. Canım burnumda, elimden ne gelirdi ki..

O gece öyle bir isyan çıktı ki, öyle bir ateş yakıldı ki kalbimde yanan ateşin dumanları yolları takip ederek ciğerime ulaştı. Yakmak istedi yıkmak istedi. Boğmak istedi nefes almasın istedi fakat kıyamadı.. Gördü çünkü zamanla nasıl yanmış. Külleri nasıl mesken etmiş gördü ve kıyamadı.. Herkes sen değil sonuçta. Bazıları iyidir kıyamaz..

Sonra kalbimden çıkan kıvılcımlar gerisin geriye döndü tekrar yakmak istedi anıları. Bitsin istedi, gitsin artık dedi.. Engel oldu kalp, biliyordu çünkü sildiği anıları bir daha yaşayamayacaktı.Bir daha hatırındaki o mükemmel gülüşü, tuttuğu en sıcak eller bulamayacaktı.

Yakmalı mıydı?

Yakmamalıydı kendince. Sebepleri vardı çünkü..

Ona göre dünyanın en güzel şeyiydi onu sevmek.Anıları silmeyi bırak, salisesinş bile unutmayacak kadar değerliydi. Kim bilir belki de silmeyerek yanında yaşaramadığı aşkını içinde yaşayacaktı.

Acı verecekti evet.

Çok acı çekecekti..

Fakat düşlerinde onu sevdikçe acı çekmeyi de sevecekti..

AMAN

Bir gürültülü yaşamdır tutturduk. Yollar hep binalara çıkıyor mavilikler arasından. Mavi tonlarını griye siyaha bırakır oldu. Günlük gülistanlık yüreğimiz karalar bağladı, yaslara yelken tuttu. Önünü alamıyorum bu gidişin. Kaybettim yolumu!. Pusulamın yıldızlar olması gereken en deli zamanlarımda başımı gökyüzüne kaldırıp rehber edinemedim. Yanarım.. Yanarım ki rehberim yüksek binalar, yanarım ki yoldaşım şeytanlaşmış insanlar. Güven denilen o kavramı hangi asırda toprağa gömdük bilmiyorum. Ben geldiğimde mezartaşı yatan bir ölüydü kendileri.. Aman kızım denilerek büyüyen bir nesilden geldik. Sonun da dememek için eyvah! Aman diyerek büyüttüler, zorunda kaldılar. Baş kaldıramadık bu sisteme, hadi dengeler değişsin diyemedik. İnanalım, sevgi güven ne zaman yerine gelsin dediysek inandığımız yerden kırıldık.. Aman ha!

MAZİ

Ah mazim..Fiili geçmiş zamanım, geleceğim şu anım.Olmayışına yandığım, bin ahım.Gözlerim, gözlerini arar bir dolu şaşkın.Arar da bulamaz bilirim,Özlüyorum be seni, ah yârim sol yanım!Kalbime işliyor yokluk, bir ağrı..

Dudaklarım gelecek zamanları sayıklarken, Gözlerim sandın mı aramaz geçmiş zamanı.. Günden güne özlemeyi geçtim Canımın en his noktası. Dünden bugüne özler oldum gül yüzünü. Ah, cemaline baktığımda topraklarımı yeşerten gözlerin. Tenine her dokunduğunda bahçelerimi Gül kokutan hoş sedan.. Tıpkı karanlık mahzenlerden çıkıp, gökyüzünü koklamak gibi kokun. Sana dokunmak tıpkı Annenin evladına dokunması gibi kimi zaman. Şefkat fışkırıyor kalbimin sana uzanan damarlarından. Adını sayıklıyor lisanım. Gözkapaklarım metanetsiz kalıp kapandığında bile seni anlatıyor kirpiklerime. Saçlarım her rüzgarla buluşmasında senden bahsediyor esen yel’e.. Ilıman havalarda bile güneşe senin sıcaklığından bahsediyorum. Kıskanıyor seni Güneş sevgilim. Kalbimin en ücra odalarını aydınlatanın tek sen olduğunu o da biliyor. Haklı da zaten! Kıskansınlar seni sevdiğim.

Gül bahçem, dünüm bugünüm yarınım geleceğim. Geçmişimin en güzel anı, keşkelerim, yarınımda da seveceğim. Adı hatırıma geldiğinde kendime tebessümü farz kıldığım. Uzatma araları, yoksan eğer Güneş ısıtmaz, rüzgar üşütür beni. Bilirsin ne Rüzgar ne Güneş istediğim.. Sen hayallerimin Dünya aleminde Cem olunmuş hali, en büyük gereksinimim. Dünyam, bin bir alemim galaksilerimsin. Işığını yansıt bana, bilirsin severim aydınlıklarını. Arayı açma aman. Gözlerim özlemle yollarını.